Politika Fıkraları

Son Güncelleme: 23.09.2020 01:42

Politika fıkraları sayfamızda politikacılar ve siyasiler hakkında yazılmış çok komik politika fıkralarını bulabilirsiniz. Buyrun politika siyaset fıkraları;

Bush ve Şoförü
Bir gün Bush ve şoförü bir kır gezisine çıkmışlar. Bir çiftlikten geçerken hızlı oldukları için tavuğa arkasından ördeğe ve onun arkasından da ineğe çarpmışlar.
Bush bütün ihtişamıyla :
-”Dur ben gidip şimdi çiftlik sahibiyle konuşur onu bilgilendirip geliyorum” der. Neyse bizim Bush gider ve hemen arkasından ağız burun takas olmuş şekilde gelir. Ve şoförüne :
-”Kaç, Kaçalım, …” gibi sözler söylemeye başlar.
Neyse bizim ikili hızla giderken öbür çiftliğin domuzuna çarpıp dururlar. Bush:
-”Bu sefer sıra sende.” der. Neyse bizim şoför gider çiftliğin kapısını çalar. Bush arabanın içine saklanmış şoförü beklemektedir otuz dakika geçer ne gelen var ne giden bir saat geçer gene bizim şoförden haber yok.neyse İki saat sonra bizim şoför ellerinde meyve sepetleriyle gelmektedir. Bush bu olay karşısında şaşırıp şoföre sorar:
-”Ne oldu dayak yememişsin?”
Şoför cevap verir:
“Vallahi başkanım dediğim cümle şu ‘BEN BUSH’UN ŞÖFÖRÜYÜM DOMUZ ÖLDÜ’ adam bana yemek yemeden gidemezsin dedi ben de yemek yeyip de geldim”
—–

Akıllı Eşek
Milletvekilinin biri bir köyü gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş.
Yanındaki köylüye sormuş:
-Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ?
-Efendim, demiş köylü. O zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor.
-Akıllıca ,demiş vekil. Peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu?
-Anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda…
—–

Clinton Kübada
Clinton, Küba’ya gelecekmiş. Kübalılar toplanmış, bir hoşluk yapacaklar. Ülkenin en iyi ressamına başvurmuşlar. Bir tablo yap, Adı,’Clinton Küba da’ olsun” diye. Ressam “Hadi oradan” demiş. “Ben adamı görmedim bile. Adam hayatında Küba’ya gelmedi. Şimdi ben nasıl ‘Clinton Küba da’ diye atmasyondan resim yaparım?” Tesadüf bu ya, bizim Temel, puro almaya Havana’ya gelmiş o sırada. Sıkıntıyı duymuş.
– “Ben size istediğiniz tabloyu yaparım. Bana bir sandık puro verirseniz” diye. Vermişler Temel bir hafta sonra, Kübalıları çağırmış. “İşte tablonuz” demiş. Tuvalin üzerini örten bezi hızla aşağı çekivermiş. Kübalılar da dönüvermişler. Tabloda, yatakta iki kişi, al takke ver külah.
– “Bu ne” diye gürlemiş, Turizm Bakanı”Bu ne? Bu kadın kim?”
– “Clinton’un karisi” demiş, Temel.
– “Peki bu üstündeki adam kim?”
– “Clinton’un uşağı”
– “Peki Clinton nerde ulan”
– “Clinton Küba’da” demiş Temel
—–

Temel Bush atışması

Birgün Temel Amerika’ ya Bush’un yanına borçlarını kapattırmaya gitmiş.
Bush demiş
-Sana bir soru sorucam demiş, eğer bilirsen borçlarını kapatıcam demiş.
Temel;
-Sor. Demiş
-2 tekerlekli bir araç demiş.
Temel:
-Bisiklet demiş.
Bush:
-bisiklet olduğunu bildin ama bianchi olduğunu bilmedin demiş.
Bush:
-sana bir şans daha veriyorum demiş.
Temel:
-Sor demiş.
-4 tekerlekli bir motorlu araç demiş.
Temel:
-Araba demiş.
Bush:
-Araba olduğunu bildin ama ferrari olduğunu bilemedin demiş.
Temel demiş ki;
-Ben sana soru sorucam demiş eğer bilirsen benim borçlarımı 2 ye katlıcan demiş.
Bush:
-Sor. Demiş.
-Kızlar da olan erkeklerinde çok sevdiği bişey demiş.
Bush:
-*m demiş.
Temel:
-*m olduğunu bildin ama ananın *mı olduğunu bilemedin demiş.

—–

Adolf’un Çocukluğu
20. yüzyilin basinda bir evde kucuk bir cocuk babasina sormus:
– “Baba!, kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günah midir?”
Baba ilgisizce;
– “Günahtir evladim” demis
– “Peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah midir?”
– “O da gunahtir evladim”
– “Peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunah midir?”
– “Ooofff! o da günahtir evladim”
– ” Peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?”
Baba en sonunda dayanamaz:
– “Degildir ulan. oooff bee Adolf , nerden aklina gelir boyle sorular sormak?!…”
—–

Katil

Adamın biri falcıya gitmiş. Falcı adama ileride milyonlarca insanın ölümüne sebep olacağını söylemiş. Adam pişmanlıkla dışarı çıkmış ve insanlara acıyarak intihar etmeye karar vermiş. Tren rayının üstüne yatmış ama o da ne!! Küçük bir çocuk da kendini raya atmış, intihar edecek. Adam hemen gidip çocuğu kurtarıyor ve çocuğun ismini soruyor. Çocuk cevap veriyor : “Adolf efendim.”
—–

BUSH

Amerika’da adamin biri işine giderken
birden anormal bir trafigi
içine düşer, ama trafik bir milimetre
bile kıpırdamamaktadır. Bir süre sonra
arabasının yan camına
birisinin tıkladıgını görür ve camını açar.
-Ne var, ne olmus acaba ??
-Teroristler Bush’u yakaladilar… Eger 1milyar dolar verilmezse,ustune
benzin dokup yakacaklarmis.>
-Haa simdi anladim bu trafigi…
-Ya iste onun icin, herkesten biraz yardim topluyoruz
-Insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak
?
-Valla yaklasik olarak 5 ‘er litre…!!
—–

BUSH VE POWEL

Bush ve Powel bir barda oturuyorlarmış.İçeri bir genç girmiş ve bunları görünce şaşırmış.
– “Hey siz ne yapıyorsunuz burada ”
diye sormuş.Bush da:
– “üçüncü dünya savaşıni planlıyoruz ”
diye cevaplamış.Şaşıran genç
– “peki nasıl olacak?”
diye sormuş.Bush:
– “10 milyon ıraklı ve bir araba tamircisini öldüreceğiz” demiş.Genç
– “araba tamircisini niye öldüreceksiniz?”
diye şaşkınlıkla sormuş.Bush Powel’e dönerek:
– “ben sana demedim mi on milyon Iraklıyı öldürürsek kimse umursamaz diye”.
—–

HANGİ SUÇA HANGİ CEZA

İşsizdi, parasızdı, kalacak yeri, yiyecek ekmeği, iki satır muhabbet edebileceği bir arkadaşı da yoktu. Nerden geldiği bilinmez “Küçükistan Ceza Kanunu” diye bir kitap geçmişti eline bir gün onu okuyarak vakit geçiriyordu ki “Ülke başbakanına hakaret etmenin cezası altı ay” kitabı ve gözlerini kapattı.
“Hem bütün hırsımı ondan alırım, hem bütün gazeteler, televizyonlar benden söz eder meşhur olurum, hemde altı ay ekmek elden su gölden yiyecek, yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm.” diye düşündü.
Ertesi gün mitinge gitti, Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı.
– İnbe başbakan, inbe başbakan ! Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı, şahitler dinlendi, savunması alındı. Hakim kararı açıkladı.
– Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar verilmiştir.
Birden gözleri karardı ayakta sendeledi, sonra kendini toparladı, ve haykırdı :
– İtiraz ediyorum hakim bey, Küçükistan Ceza Kanunu’nun şu maddesinin şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay, bir yanlışlık var bu işte !
Hakim acıyan gözlerle adama baktı ;
– Haklısın oğlum, başbakana hakaret altı ay fakat devlet sırrını açığa vurmak yirmi sene.
—–

AVRUPA BİRLİĞİ

Yıl 2050. AB Komisyonu Başkanı odasında otururken, yardımcısı içeriye heyecanla girer:

-Efendim, Türkiye tüm isteklerimizi yerine getirdi. Onları AB’ye alacak mıyız?

AB Başkanı:

-Yok canım, henüz olmaz. Git, duyur, Tüm Türkiye İngilizce konuşacak, Türkçe’yi yasaklıyorum.

-Efendim onu 5 sene önce yaptılar. Hatırlamıyor musunuz?

-O zaman söyle, kokoreç yasaklansın.

-Aman efendim, onu yemeyi 2005′te bıraktılar.

-Ya ne bileyim? Kınayı yasaklayın.

-Ooooo. Beyefendi.Onu çoktan bıraktılar.

AB Başkanı düşünüp taşınmış ve;

-DAĞITIN LAN AVRUPA BİRLİĞİ’Nİ…
—–

BUSCHUN PULU

Başkan Bush’un yeni talimatı:
– Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;
– Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
– Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
– Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim…”
—–

NEREDEN BULURSA BULSUN

ABD Başkanı, İngiltere Başbakanı ve Türkiye Başbakanı bir gün bir toplantıda bir araya gelmişler.

Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? Önce ABD başkanına sormuşlar:

– ABD´de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?

Başkan cevap vermiş:

– Valla ben memura en az 2000 dolar veririm. 1000 doları ile geçinirler. Geri kalan 1000 doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam.

Gazeteciler aynı soruyu İngiltere başbakanına da sormuşlar. O da cevap vermiş:

– Ben, memuruma ortalama 3000 sterlin veririm. Geçinmesi için 2000 sterlin yeterli. Artan 1000 sterlini ne yapar, nerede harcarlar, sormam, beni hiç ilgilendirmez.

Her ikisinden bu cevapları alan gazeteciler, aynı soruyu bizim başbakana da sormuşlar.

– Valla, demiş bizimki, Türkiye´de bir memurun geçinebilmesi için en az 1 milyar lira lazım. Ama ben taş çatlasın 400 milyon lira veriyorum. Geri kalan 600 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler hiç sormam.
—–

Dünya Türklerin Olacak

Dünyanın gelişmiş ülkeleri bir araya gelmişler. Bir gün, en son teknolojilerle üretilmiş bir bilgisayara bütün ülkelerle ilgili verileri yüklemişler ve sormuşlar: “Dünyanın sahibi kim olacak?”
Bilgisayar uzun süre bilgileri değerlendirmiş ve büyük an gelmiş. Nefesler tutulmuş. Bilgisayar, sonucu yazıcıya göndermiş. Hakem heyeti sonucu ilan etmiş. “Türkiye”
Herkes şaşırmış. Mutlaka bir yanlışlık olmuştur düşüncesiyle aynı soruyu bir kez daha sormuşlar Bilgisayar uzun süre çalıştıktan sonucu yazıcıya göndermiş. “Türkiye”
Tüm dünya şoka girmiş. Birisinin aklına, niye? diye sormak gelmiş. Herkes bu fikri beğenmiş ve bilgisayara sormuşlar. “Niye?”
Bilgisayar sonucu yazıcıya hiç düşünmeden göndermiş. “Herkes bir gün uzaya çıkacak ve dünya Türklere kalacak

Evet sıra sizde: Sizde buradakilerden farklı ve yeni politika fıkranızı yazmak için aşağıdaki yorum bölümünü kullanabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir